|
'Yaklaşık
1,5 aydır derslere devam ediyorum. Kendi geliş sebebimin halen sürekli
dönüştüğünü, kendini çoğalttığını fark ediyorum. Sanki birden bire
hiç yoktan karşıma çıkmış bir kapıdan sırtımdan tutulup içeri atılmış
gibiyim. Orda olmamın benim için çok iyi olacağını bilen görünmez
bir güç tarafından. 
Tesadüfi
ve naif olan seçimim su an beni, hayatımı eline almış içtenlikle,
samimiyetle onunla ilgileniyor, ona şekil veriyor. Eksikliklerimin
üzerine ekliyor, fazlalıklarımı yontuyor, atıyor. Ruhum ve bedenim
kendini yinelerken yenileniyor ve tersi... Derslerde, o tanıdık
duyguların kendilerini ifade edebileceği yeni varoluş alanları yaratıyoruz
hep birlikte;
kendime yakınlaştığımı hissediyorum.
Hareketten saf, berrak düşünceye varıyorum sonra.
Hala
zorlanıyorum derslerde; beden alışmaya çalışıyor;
ama acının kılavuzluğunda bedenimi keşfetme sureci kendimi hiç olmadığım
kadar canlı hissettiriyor. Cesaret işi geliyor.. İçimde her zamankinden
daha kuvvetli yanan bir ateş olduğunu hissediyorum; aynaya baktığımda
onu gördüğümü sanıyorum, bir şekilde sıcaklığını hissediyorum. YAVAŞ
YAVAŞ, İNCE İNCE TEVEKKÜL VE ADANMIŞLIKLA İÇ VE DIŞ GÜZELLİĞİM,
BİLGELİĞİM İNŞA EDİLİYOR...'
Erinç
Pütün
'Derse ilk girdiğimde bu insanlar yerde ne yapıyorlar
böyle, dedim kendi kendime. Hatta benim de aynısını yapacağım düşüncesi
korkutmuştu beni. Sonunda dersi takip etmeye başladım. Zaman içinde
bazı zorluklarla karşılaşmama rağmen derslere devam ettim.
Şimdi
ilk derste gösterdiğim o tepkiyi hatırladıkça kendime gülüyorum.
Bastığım yeri algılayamayacak kadar çevreme ve kendime uzak olduğumu
belki de hiçbir zaman fark edemeyecektim. Yeri, duvarı, havayı,
rüzgarı, insanları ve yaydıkları enerjiyi, elektriği algılamanın;
onlarla iletişim halinde olmanın; kendini etrafınla bütünleşmiş
hissetmenin ne kadar güzel, ne kadar gizemli bir şey olduğunu anlatamam.
Çevremle
aramda incecik bir çizgi görevi gören vücudum hakkında farkında
olduklarım ise bambaşka... Derimin altındaki, içimdeki o milyonlarca
hücrenin hareketini hissetmek, onları dinlemek, onlarla oynamak
o kadar zevkli ki! Eskiden güzel bir müzik duyduğum zaman sadece
kulaklarımla dinlerdim. Şimdi ise bütün hücrelerim dinliyor ve müzik
ile akmak istiyor.
Bana
göre meditatif dans; evrenin, doğanın, çevremizdekilerin ve içimizdekilerin
farkında olmak ve bunu devamlı geliştirmek. Hayata dair gerçekleşenleri,
hayatın kendisini farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek, hissetmek!
Varlığınızı
seviyorsunuz ve o da sizi seviyor. Mükemmel bir duygu! Yaşam Bu!'
Duygu Yıldız
'Amatör olarak tiyatro ile ilgileniyorum. Tiyatro
çalışmalarım sırasında amatörler bir yana, profesyonellerde bile
mesleğe gerekli saygının varolmayışını görmek ister istemez ruhumda
bir dalgalanmaya neden oldu. Aralarında bağdaş dahi kuramayan, sahnede
dik duramayan, ama hala "vücudumuz enstrümanımız" diyenler vardı.
Oynadığım
tek ayağı sakat yaşlı kadına bir de kamburluk ekleyince vücudun
ne kadar önemli ve hassas olduğunu anladım, çünkü oyun sonunda ağrı
içinde kalmıştım. Vücudumun esnekliğe ve güce ihtiyacı vardı. Yani
yansıtmadan önce, yansıyandaki sorunları çözmek gerekliydi.
Ve
meditatif dans ile tanıştım. Soluğum nefes oldu yaklaşık 3 ay içinde...
Kazandığım şeyler sadece biraz esneklik ve biraz güç olmadı; vücut
bilinci, denge, kondisyon kazandım ve bilinçsel ve ruhsal olarak
da gelişip güçlenmeye başladım.
Tabii
yer bilincini (doğa) unutmamak gerek. Böylelikle çıplak ayakla dolaşma
eylemlerim, hayvanları görmezden gelemeyişim, ağaçlara- yeşillere
dokunarak yanlarından geçişim mana kazandı.
Sanırım
meditatif dansın en çok hoşuma giden yanı ucu bucağının olmayışı
ve bu uçsuz bucaksızlık içinde sağlıklı bir bilincin olması...'
Ceylan
Karaarslan
Sırtı
birincil tutarak çalışmak başta gelen eylem. Ben daha önce stretching
yapıyordum ama sırtı ön plana almadığımı gördüm. Çünkü sırtımda
ribromyozitler oluşuyordu. Buradaki çalışmalar bu yakınmalarımı
iyice azalttı. Bir süre sonra tamamen yok olacağını görüyorum.
Yaşamımızın her alanında yanlış duruş halindeyiz.
Otururken, yerken, uyurken.. Omurgayı doğal halinde tutmak meğer
ne kadar zormuş ve güç gerektiriyormuş. Oysaki bir yaşındaki yeğenim,
bir yere tutunup kalkarken sırtını ve omurgasını dik tuttuğu gibi
itkiyi merkezden alıyor. Ne poposuna, ne sırtına, ne bacaklarına
yük bindiriyor; dengeliyor. Onun çok rahat yaptığı bu eylem için
ben dikkat göstermek ve enerji harcamak zorundayım. Yürürken o beni
çeken hayal kişi de benimle yürüyor artık. Biraz kendimi bıraksam
iplerini daha çok çekiyor.
Aynı anda popoyu sıkmak, karnı çekmek, bacakları
sıkmak, sırtı uzatmak hem koordinasyon gerektiriyor, hem de bütünsel
çalışmayı.. Bedenin her kasını kontrol etmek; her birini tanımayı,
ama hissederek tanımayı gerektiriyor. Çalıştığımız her yeni kası
hissetmeye başladım. Yepyeni kaslar keşfettim. Önce ağrıyla kendilerini
hissettirdiler, sonra yürürken duyduğum özgüvene dönüştüler, sonra
bedenimin şekillenmesiyle görünür oldular.
Ben bunların çoğunu zaten tıbben biliyorum. Ancak
bu akli bilgi.. bir de çalışmalarda edindiğim, yaşadığım duyu bilgisi
var. İspatlanamaz, ama bana dair doğruluğu şaşmaz. Nefesimin, kaslarımın
birebir tanışıklığıyla edindiğim duyu bilgisi şaşmaz da...’
Dr. Hira Selma Kalkan

‘Bedenini
konuşturmak ve kapladığın alandan daha fazla var olabilmek. Keşfe
çıkmak kendinde. Bütün evreni sırtında taşımak gibi bir şey. Özgür
olmayı doğru anlamıyla yaşamak’
Ayça Ertürk
‘ Ben bu dersten inanılmaz keyif alıyorum. En çok
hoşuma giden de yaptığım egzersizlerin salonda kalmaması. Yani dersin
uzantıları günlük hayatta da devam ediyor. Bacak kaslarımın yürürken
çekildiğini hissediyorum. Uzun sözün kısası artık vücudumla tanıştık.’
Serap Bayrak

‘İlk
derslerde kendimi yorgun ve bitkin hissediyordum ama kısa bir süre
sonra vücudum alıştı ve hatta zevkli bir hale geldi. Müzikler çok
güzel ve artık kendimi yorgun da hissetmiyorum ve bu enerji dışarda
da sürüyor.’
Cihan
Karakuş
‘ Önce.........
Hiçbir
yerim ağrımıyordu. Ama üstümde bir ağırlık vardı.
Sonra............
Kaslarım
çekilmeye ve sızlamaya başladı. Özellikle kol, bacak ve kalça bölgeleri.
Sanki bütün kemikler birbirinden ayrı hareket ediyor. Ama üstümde
taptaze bir hafiflik var.’
Pınar
Çağlar Gençtürk
‘ Vee
son bir alternatif.. Beden yontan iyi bir heykeltraş bulmak!
Kendimi
şanslı hissediyorum, çünkü o heykeltraşla çalışma şansı buluyorum.
Teşekkürler..’
Elif
Duran

‘Vücudumda
hissettiğim en önemli ve hissedilir değişiklik bel ağrımın geçmesi.
İlk fark ettiğim şey kasılan bölgeler oldu. Özellikle kol ve omuz
bölgeleri. Daha sonra onlar güçlendikçe, onları rahat bırakmayı
öğrendim. Karın kaslarımın, kollarımın güçsüzlüğünü fark ettim.
Gelişimi bacak ve kol kaslarımdaki sertleşmede, ön bacak kaslarımın
uzamasında, sırtımı kontrol edebilmemde ve dengemi daha fazla sağlayabilmemde
görüyorum.’
Füsun Özgeç
‘Uzun bir süredir vücudumla ilişkimi kesmiştim.
Ayak bileğimdeki kırılma yüzünden vücuduma küsmüştüm. Ama şimdi
kendimi çok iyi hissediyorum. Çünkü vücudumla yeniden barıştım ve
güvenmeye başladım. Dersler ilerledikçe vücudumdaki açılmayı hissediyorum.
Kemiklerimi, kaslarımı, eklemlerimi hissetmeye ve görmeye başladım.
Vücudumun yeni bir formu var.
Bir
oyuncu adayı olarak dans eğitimi almamın büyük ayrıcalık sağlayacağına
inanıyorum. Üstelik hem klasik bale, hem de modern dans tekniklerine,
aynı anda vakıf olabilmek inanılmaz. ’
Hülya
Çabuk
‘
İlk günlerde en çok üzerinde durduğumuz şeyi düşündüm. ‘Dik durmak’.
Bu kadar basit gibi gözüken şey kendim uygulamaya çalıştığımda ne
kadar zor oluyordu. Hayatım boyunca kambur yürümüştüm.
Vücudumla beraber yer çekimine karşı bir direniş
başladı ve bir iki santim uzadığımı ve kendime karşı da dik durduğumu,
daha güvenli olduğumu farkettim. Bazen derslerde kendime inanamıyorum.
Bu dersi seviyorum. Vücudumu en iyi şekilde tanıyıp, en iyi şekilde
kullanmak istiyorum.’
Özlem Yurtaşan
‘Vücudumda bir şeyler
oluyor, bir şeyler harekete geçti. Bilmediğim ve kullanmadığım o
kadar çok kasım varmış ki, bunları keşfediyorum ve çok şaşırıyorum.
Vücudumu farklı hissediyorum. Hani insan hapşırır da kendine gelir
ya, ya da uyandığında soğuk suyu aniden yüzüne çarpar, onun gibi
bir şey..’
Sezen Çiftçi

|